“'Emperyalizm pek zalimdir' dediğimiz zaman kastettigimiz şey, tabiatının asla değişmeyeceği, emperyalistlerin kasap biçaklarını asla bir yana birakmayacakları ve gene asla Budha olmayacakları ve yokedilişine dek tüm bu durumun devam edeceğidir. Savaşmak başarısızlığa uğramak, gene savaşmak gene başarısızlığa uğramak, yeniden savaşmak, zafere dek böyle davranmak, işte halkın mantığı budur, halk da bu mantıgı asla terketmeyecektir.”
- Mao Zedung

“Ezilen halklar ve uluslar kendi kurtuluşlarını hiçbir veçhile emperyalizmin ve uşaklarının 'akıllılığına' bağlamamalıdırlar; ve ancak, kendi birliklerini sağlamlaştırarak ve ısrarla savaşmaya devam ederek zafere ulaşabilirler.”
- Mao Zedung

“İSYAN ETMEK HAKLIDIR!”

Her Milliyetten Tüm Halk Safları Birleşsin,

YEDİ DÜVELE VE UŞAK İTİ
T.C.'YE KARŞI
YER GÖK İNLESİN!

PKK Genel Başkanı
ABDULLAH ÖCALAN
DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!

Tarihte eşine az rastlanır cinsten meşum bir sürek avından sonra, PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ı, başta ABD olmak üzere emperyalizmin Ortadoğu'daki en azgın iti olmaya soyunmuş T.C. faşizmine teslim ettiler.
Kürdistan, Ortadoğu ve tüm dünyanın mazlum halkları, emperyalizmin ve hizmetindeki gericilerin bu barbarlığını asla unutmayacak, hiçbir veçhile affetmeyecektir. Kürdistan'ın sürgün kitleleri ile omuz omuza mazlum halklar, dünyanın dörtbir köşesinden militan eylemlerle karşı-saldırı için ayağa kalkmıştır. Hiç kimse “aşırıya kaçtığımızdan” bahsetmeye cüret edemez! “Ne bir dirhem merhamet dileniriz, ne bir dirhem merhamet göstereceğiz!” Halka karşı kaldırdıkları bu taşı tepelerine yıkana dek karşı-saldırıyı sürdüreceğiz! El mi yaman, bey mi yaman, göreceğiz gelen zaman!
Kürdistan'da, T.C. denen vahşet devletinin sınırları içinde ve dışında tüm mazlum halk kitlelerinin eylemlerle ifade ettiği talep gök kubbeyi sallıyor: “Abdullah Öcalan kayıtsız koşulsuz serbest bırakılmalıdır!” “Suçlu varsa, halkın canını teninden ayıran, soykırımcı faşist Türk devletidir!” Abdullah Öcalan'ın “can güvenliğinin korunması ve mahkemesini adil, uluslararası (yani emperyalist) hukuk kriterlerine uygun ve şeffaf olması ve gözlemciler (kana susamış seşme basın, bozkurt cinsi) önünde yapılması” gibi talepler, T.C. denen uyuz/kuduz iti besleyen emperyalistlerin ve onların ortaklaşa işlediği bu suçu mazur göstermeye çabalayanların talepleridir. Halk kitlelerini oyalamak ve yeniden tuzağa düşürmek, kendilerinin barbar niteliklerini gizleme çabasıyla yapıyorlar. PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan, Kürt milletine T.C.'nin 75 senedir uyguladığı soykırımcı milli zulmüne, fütursuz sömürü ve baskıya karşı, Kürtlerin haklı ve meşru isyanı ve silahlı mücadelesine 1984'ten sonra önderlik etmişse, bu suç değil erdemdir. Mao'nun dediği gibi “gericiliğe karşı isyan etmek haklıdır!” Suç, bir avuç hain Kürt ağası ve korucularının çıkar karşılığı T.C. düzenine hizmet için faşist Türk hakim sınıfına yamanmış olanlar, Şemdin Sakık, Selim Çürükkaya gibi hainlerindir.
CIA kulağını büküp öğütlediğinden beri, T.C. devletinin borazancıları, mehmetçik-basın muh(a)birleri, “eşkiya, bölücü” gibi kendi uydurmalarından vazgeçtiler, hep bir ağızdan “terörist ve teröristbaşı” diye böğürüyorlar. Kendi itiraflarıyla “PKK gerillasının sayısı en yüksek döneminde 10-15 bin civarındadır”. Nasıl oluyor da bu sayıda bir güç, hem de kendilerininkinden çok daha alt seviyede silah donatımıyla, NATO'nun 800 000 askerlik Güneydoğu kanadının 300 000 askerini 15 senedir Kürdistan'da evirip çevirip buduyor, kendi tabirleriyle “onları alan hakimiyetinden yoksun” bırakabiliyor. “Vietnam Sendromundan” ızdırap çektiklerinden TV ekranlarında yakınan kendileri değil miydi. Bugün “16 senedir hasretle bekledikleri fotoğraflara (ve tabii) güçlü devlet imajına kavuşma sevinci” ile uluyanlar kendileri değil mi! Biraz erken uluyorlar ama, gerçek ortada: devleti ve ordusunu bu denli batağa çökerten bir gücün ne halktan kopuk olduğunu, ne bir avuç olduğunu, ne de “terörist” olduğunu kimseye kabul ettiremezler. Terörist olan, ölüm mangalarını, özel tim operasyonlarını örgütleyen T.C.'nin kendisidir! “Suçu sabit, cezası belli!” olan da, emperyalist sermayenin önlerine attığı kemiği kemirmek için bu faşist devlet cihazına muhtaç Türk bürokrat burjuvazisi, feodalleri ve onlara hizmet edegelmiş hainlerdir.

“Kıytırık Devlet” Kendilerine artık bir zafer sarhoşluğunu layık gören basının ulumaları arasında, gerçekler çıplak bir şekilde sırıtıyor. “Yıllardır hep İsrail'e özendik. Bizim askerlerimiz aynı şeyi yapamıyorlar diye!”...“Kıytırık devlet değil büyük devlet olduğumuzu ispatladık!”... “Bu ordunun elini değil ayağını öpün!”...
16 Şubat günü televizyon kameraları karşısında Ecevit'i oturttukları ve eline okuyacağı pusulayı tutuşturdukları zaman, bu kıytırık devletin bu kıytırık başbakanı, konuşmaktan bile aciz durumuyla, gerçeklerin aynası bir pejmurdelikteydi. Elinin değil ayağının öpülmesi istenen ordunun da, CIA ve MOSSAD'ın ayağını yalayarak, ABD ve ortaklarına itirazsız it köleliği karşısında, PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ın kendisine teslim edilmesini sağlamış olduğu ayen beyan ortadaydı. Başbuğ Ecevit elindeki pusulanın anlamını kavramaya fırsat olmadan kameraların önüne sürülmüş durumdaydş. Zira işi kotaran, emperyalist efendilerinin emektar katili MOSSAD uzmanlarıydı. Bu, devletin büyüklüğünün değil, otur deyince oturan, ısır deyince hırlayan, bir tasmalı kuduz it olduğunun ispatıydı.
Kıytırık uyuz haline bakmadan kuduz it gibi uluyan Türk devleti sözcülerinin zafer naraları karşısında, bu itin sahibi emperyalistlerin basınında önceden hazırlanmış uyarılar ve emirler yayınlanmaya başladı: Açık konuşuyor lar, “dikkat et, bu ihsan kendi içinde çelişiktir!” Abdullah Öcalan'ı sana teslim etmemiz zaten kendi içinde büyük tehlike barındırıyor, senin her zamanki budalalıklarınla “bu ihsan” yüzünde patlayabilir, halk kitlelerini daha geniş, daha kararlı, militan mücadeleye seferber edebilir! Bu açık uyarı ve kaygulardan ötürü, emperyalist uyuz itine akıl hocalığı yapıyor: “Savaşta kararlı, zaferde alicenap olmasını bil!”
Bunlardan bizlerin ders çıkartması lazım. Birinci ve en önemlisi: Abdullah Öcalan'ın düşman eline dişmesinin, Kürt ulusal hareketine, T.C. sınırları içindeki her ulustan proletarya ve geniş halk kitleleri için ağır bir darbe olduğu gerçeği kadar, bu gelişmenin ülke çapında halk muhalefeti ve devrimci hareketi çok daha şiddetli bir seviyeye tırmandırması için objektif koşullar mevcuttur. Yeterince infilaka hazır halk malzemesi heryerde birikmiş durumda! Düşmanımızın akıl hocaları bunun farkında! Bozkurt ulumalarıyla ayarı kaçırırlarsa “balans ayarı” üstatlarının balans ayarının kitleler tarafından yapılma tehlikesi eşikte bekliyor. Köylerden sürülmüş 4 milyon Kürt kitlesinin, varoşlarda, fabrikalarda, imalathanelerde, bu birikmiş barut fıçılarını fitilleyip, Kürt, Türk, Ermeni, her milliyetten halkı tek safta muharebeye sevkedebilmesi gayet mümkün. 15-16 Haziran şanlı işçi direnişini fersah fersah aşacak muazzam bir karşı-saldırının şartları oluşmuş bulunuyor. Van, Maraş, Adana, Mersin, Ankara, Diyarbakır, Ceyhan... bu yeni toplumsal fırtınanın başlangıç muharebelerine şahit oluyoruz. Ecevit`in toplu sözleşmede taviz vaadleri, sendika ağalarının telaşı gösteriyor ki, proletarya rüşvet değil adalet için yerinden doğrulabilir, T.C. bayrağı altındaki bir avuç Bozkurtun halayini ayak altına alabilir.
16 Şubat sabahına kadar, yönetemeyen demokrasi, kıytırık devlet, çete-mafya yuvası devlet, eroinci ordu, CIA ajanı başbakan diye yakınan hakim sınıfın dertleri, Abdullah Öcalan'ın ele düşmesiyle hallolamaz. Tersine! “Endonezya bize örnek” başlığı altında kendi ifade ettikleri kabusu, kabus değil de gerçek yapmak için bugün istisnai değerde bir potansiyel ortasındayız. Düşmanın buna karşı yalanı, dolabı, tuzağına düşmeyelim!
Bunların başında Türk-Kürt ayrışımını körükleyip, bozkurtları meydana salma geliyor. Ardından PKK saflarında bölünme propagandası, ardından “silah bırakma” teraneleri gelecek. Pişmanlık yasası tezgahı şimdiden ortaya sürüldü. Herşey gösteriyor ki, düşmanımız büyük dehşet ve korku içindedir. Her milliyetten proleterlerin, yoksul ve zahmetkeş kitlelerin bu dönemde “safları birleştirip sağlamlaştırarak, kararlı, can pahasına, acımasız bir mücadeleye koyulması, herşeyi değiştirecektir!”

Diyoruz ki:
Kiteler Geçirirse Hükmünü Meydana
Bir Başka Görünür Bu Alem Dosta Düşmana!

Kimse bundan şüphe etmesin. Abdullah Öcalan şahsında, Kürt ulusuna ve her milliyetten halk kitlelerine düşmanın saldırısına karşı, karşı-saldırıyı örgütlemek ve ülke çapında fırtınaya çevirmek, günün tayin edici siyasi muharebesi haline gelmiştir. PKK MK'sının silahlı mücadeleyi daha militan tarzda yürütme kararlarını yürekten ve eylemle destekleyelim. Dağlarda bundan sonra mıhlanacak her TSK birimi, bundan önce mıhlanmış onuna eşit olacaktır.
Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve hür siyasi faaliyet yürütmesini sağlamak, bu siyasi muharebenin mızrak ucudur, mızrağın sapı kararlı gerilla savaşıdır.

“KÜRDÜN DOSTU YOK” Yalanına Kimse Kanmasın!

T.C.'nin bugün kullanmaya çalıştığı sahtekarlıklardan birisi “Kürd'ün dostu yoktur” tekerlemesidir. Avrupa'lı emperyalistlerin Kürtleri T.C.ye satmış olduğuyla böbürleniyorlar. Bunda böbürlenecek birşey yok. Ne Avrupa'lı emperyalistler, ne eski Sovyet sosyal emperyalizmi, ne bugünkü Rusya ne de Amerika hiçbir zaman dostu olmamıştı ki, bugün Kürtleri T.C.'ye satmış olsun. Onlar her zaman Kürt ulusu ve halkını kana boğmuş, kendi çıkarları için kah o kah bu uşağına boğazlatmıştır.
Kürt ulusu ve halkının dostları her zaman mevcut olmuştur. Bunlar, 5 kıtadaki milyarlarca mazlum dünya halkları ve onların en fedakar devrimci evlatları olan devrimci komünistlerdir. Bugün bu gerçeğe, Tahran'da, Atina'da, Ottawa'da, Almanya'da... dünyanın dört köşesindeki eylemlerde bir daha şahit oluyoruz.
Bu gün Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi ve harekette yer alan tüm Maoist örgütler, bendini zorlayan bu yeni kitlesel mücadeleyi, Kürdistan ve Türkiye'de selamlıyor ve yürekten destekliyorlar.
Yedi düvele karşı Kürdistan halk kitleleri dünyada sahip olunabilecek en yıkılmaz, en gerçek dostlara sahiptir. Bu, dostluktan da öte, yekpare bir sınıf olarak proletaryanın tüm dünyada her türlü sömürü ve zulmü ortadan kaldırmayı hedef almış devrimci niteliği, siyaseti ve ideolojisi ile perçinlenmiş proleter enternasyonalist kader birliğidir.

PKK Genel Başkan Abdullah Öcalan
Derhal Serbest Bırakılsın!

Yaşasın Kürt Ulusunun
Kendi Kaderini Tayin Hakkı!

Emperyalizmin Kiralık İti
Faşist Türk Devleti
Halk Savaşıyla Düreceğiz Defterini!

Yaşasın Her Ulustan Proletarya
Ve Yiğit Halkın Birliği!

Yaşasın Marksizm-Leninizm-Maoizm!

Kuşatırsak Mao'nun Dediği Gibi
Sağ Komayız T.C. Denilen Bu Kuduz İti

Gömeriz Mezarına Hakettiği Gibi!



Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist (Maoist Parti Merkezi)

19 Şubat 1999