Enternasyonal Proletarya ve onun
Avrupa'daki İşçi Federasyonlarımızda
örgütlü tugaylarına düşen göreve ilişkin,
Lenin'in Emri:
Proleter Dünya Devrimini Hazırlamaktır!
İşçi Yoldaşlar,
Senelerdir, federasyon genel kurullarında, derneklerde, genel kurul rapor taslakları ve belgeleri üzerinde ve çok daha yoğun bir tarzda Parti örgütlü çevresi içinde yürütülen tartışmaların özü şudur: Proleter dünya devrimini hazırlamak ve hızlandırmak için bizlere düşen devrimci görevleri, Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi bilimi ve ideolojisine uygun bir tarzda yerine getirmek, buna engel olan oportunist-revizyonist akımlara ve düşüncelere karşı mücadele etmek, örgütlerimizi ve pratiği bu temelde pekiştirip ilerletmek mi, yoksa bu stratejik görevimiz, ideolojik yönelimimizin ve bunların hükmetmesi gereken örgütlenme ve pratiğimizin, uluslararası oportünizmin Parti içinde peydahlanan uşakları tarafından, revizyonizmin batağına sürüklenerek tasfiye edilmesine, oportünizme, liberalburjuva reformculuğuna ve nihayet karşı-devrime peşkeş çekilmesine razı olmak mı?
Kitle örgütlerinin niteliği, kitle çizgisi vb. konular altında uzun bir süredir, Partinin Marksist-Leninist-Maoist kadro ve militanları ile Partide peydahlanan sınıf işbirlikçisi, silahlı ekonomist, milliyetçi, tasfiyeci kanadın çeşitli mihrakları arasında yürütülen mücadelenin özü bu sorun üzerinde odaklaşmaktadır.
Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi bilimi ve ideolojisi rehber alınarak, önder yoldaş İbrahim Kaypakkaya tarafından sınıfımızın, işçi sınıfının, öncü müfrezesi, proletaryanın siyasi partisi, halk savaşının genel kurmayı olarak kurulan Partimiz TKP/ML'nin siyasi, ideolojik, askeri ve örgütsel hattını tasfiye ederek mevcut düzenle anlaşma, emperyalizm ile uzlaşma umuduyla hareket eden oportunist-tasfiyeci kanat, Partinin devrimci komünist/proleter enternasyonalist genel hattını ve bu hattın yön vermesi gereken devrimci pratiği revizyondan geçirebilmek için pek çok yönteme başvurmuş, pek çok teorik kılıf kullanmıştır. Bunların bir parçası ve ilk resmiyet kazandırıldığı dönüm noktalarından biri olarak 1. Parti Konferansında Partinin programatik ve ideolojik hattının, Mao Zedung Düşüncesi'nin hem formülasyon hem de muhteva açısından reddi, İbrahim Kaypakkaya'nın stratejik ve taktik hattına yönelik ağır saldırılar, kaçınılmaz olarak, Partinin komünist öncü müfreze olarak kitleler içindeki faaliyet tarzını revize etmiştir. Devrimci komünist kitle faaliyeti yerine, kitle kuyrukçuluğuna tapınan, Lenin ve İbrahim Kaypakkaya tarafından çoktan liberal burjuva reformizmi olarak mahküm edilmiş olan ekonomist/silahlı ekonomist bir faaliyet tarzı geçirilmiş, kitlelerin devrim yapma, siyasi iktidar mücadelesi verme hakkı ve gücü açıktan fokocu ipe sapa gelmez formülasyonlarla resmi belgelerde yasaklanmış, tiksindirici bir sahtekarlıkla “doğrudan siyasi iktidar mücadelesi verme hakkı” --devrim yapması, siyasi iktidar mücadelesi verme “hakkı” elinden alınan kitlelere dayanan-- Partiye maledilmiş, “Parti devrim yapar” fokoculuğu ve “kitleler uzaktan, dolaylı destek olur” burjuva liberal maslahatgüzarlığı, parti örgütü, yan örgütleri ve yurtdışındaki işçi federasyonlarına zorla kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Böyle bir hattın Halk Savaşını yürütemeyeceğini tespit etmek için, ne teorisyen olmak ne de müneccim başı olmak gerekir.
Tasfiyecilerin bu acemi teorisyenleri, teorisyenliklerini Mümtaz Soysal gibi, Turhan Feyzioğlu gibi hakim sınıf hukukçuları yanında taslasalar daha iyi olur; teorisyenliklerine belki beş para vermeyeceklerdir ama, kitlelerin elinden “devrim yapma hakkını alma” (!) konusunda tasfiyeci kanadın ısrarlarını ve liberal-burjuva reformlarla kitleleri uyutma arzularını mükafatlandırmamaları için hiç bir sebep yoktur. Nitekim, böylesi mükafatlarla mevcut düzenle mutabakata özendirme politikasının bir parçası olarak, ne olup bittiğinin gayet farkında olan hakim sınıflar, Partiden ve hattından kopan oportunistlerin, işçilere “halkın kürsüsü”, halk savaşının devrimci komünist bayraktarı olma yerine “iş kolu sendikalarında temsilci” olmayı öğütleyen tasfiyecilerimizi, gençliği, “alabildiğine dinamik” akademik talep lapasıyla beslenme, özerk (?) üniversite hedefiyle yanıltmak için kıdemli revizyonist/reformistler arasında uyutma reçeteleri sunan Parti döneklerini, legal dergi çıkarma “hakkı” ile mükafatlandırmaktadır.
Böyle bir hattın yürütmeye yelteneceği silahlı mücadelenin, kır ve/veya şehir fokoculuğundan başka bir şey olmayacağını, ya da hüsrana uğrayacağını pratik kanıtlamıştır. Böylesi bir hattın silahlı ekonomist bir hat olarak, Marksist-Leninist-Maoist bir tahlil, insiyatif, aktif mücadele ve ideoloji ile en ileri kitlelere ve bölgelere dayanan bir silahlı mücadele yurütmeyeceği, tersine, bunun dışında, kitlelerin kendi başlarına ve kendiliğinden mevcut ideolojileri ile, tasfiyecilerimizin yasaklarına kulak asmadan yürütebilecekleri bir silahlı mücadelenin --o da şayet ülke çapında yaygınlaşırsa-- kuyruğuna takılacağı, ya binbir mazaretle geriye çekeceği ya da mevcut düzeyini muhafaza ederek yenilgisine sebep olacağı ve bunu da, bir daha denenmemesi için mazaret olarak kullanacağı, oportunistlerimizin görüşlerini içeren belgelerinde yeterinden fazlasıyla sergilenmiştir.
Bundan da öte, silahlı ekonomist burjuva-demokratik sapmanın damgasını taşıyan oportunistlerimizin hattı, silahlı mücadeleyi, hakim sınıflara karşı onları liberal burjuva reformlara zorlamak için kullanılacak bir baskı aracı olarak görmektedirler. Sınıf mücadelesinin, proletarya önderliğinde köylülerin, özellikle yoksul ve topraksız köylülerin, yarı-proleterlerin, sınıf mücadelesinin doğal sonucu ve yüksek biçimi, toplumun alt ve üst yapısında bütünsellikli bir sosyal devrim mücadelesinin aracı, toprak devrimi ve kırları temel alarak önce parça parça ve nihayet bir bütün olarak tüm ülkeyi emperyalist üretim ilişkisinin tahakkümü ve ızdırabından kurtarma, yeni demokratik rejim, iktisad, kültür ve sosyal orgütlenmelerinin yaratılması, sosyalizmin yolunun açılması ve proleter dünya devrimine tabi olarak tüm toplumun komünizme doğru tüm maddi ve manevi hayatı ve şekillenişinin aracı olarak silahlı mücadele yürütmek, kitlelerin Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi bilimi ve ideolojisi ışığında enternasyonal proletarya ve ezilen halklarla birlikte bilinçli olarak devrim yapması demektir. Ama, tasfiyecilerimizin, kitlelerin ve işçi sınıfının böylesi devrimci proleter/yeni demokratik iktidar için mücadele etmesini yasakladığı, böylesi kitleleri anarşistlikle, Parti kadrolarını da Proudonculukla suçladığı belgelerin, sözlü saldırı ve tartışmaların haddi hesabı yoktur. Mücadele gazetesi, ATİF, ATİK genel kurul raporları ve belgeleri, “gerçek kitle örgütleri üzerine” liberal-burjuva makaleler ve tespitlerle doludur. Tasfiyecilerin son hüsran konferansı kararlarında ipe sapa gelmez köylü örgütleme modelleri, İKK adlı tasfiyecilik habernamesinde propagandası yapılan “köy güzelleştirme komiteleri”, silahlı ekonomist demokratlarımızın niyetini açıkca ortaya koymaktadır.
Elbette proleterlerin ve kitlelerin devrim yapmasını yasaklayan bir örgüt, sonra dönüp, köylülerin kendi köylerini güzelleştirmek için örgütlenmelerini savunmaktan utanmayacaktır. Bu gidişle, “Mao Zedung Düşüncesi ve halk savaşı” kalpazanı tasfiyecilerimizin uydurma MK'larına, Bedrettin Dalan gibi imar ve iskancıların da üye olmaması için sebep kalmayacaktır. Bu yönde epey mesafe katetmiş bulunduklarına aşağıda değineceğiz.
Devrime, devrim yapmaya ve işçilerin ve kitlelerin devrim için örgütlenmelerine, Parti tasfiyecisi oportunist klik, coğrafyayı, ulusal çitleri ve burjuva pasaport ve oturum kartlarını kullanarak karşı çıkmayı da denemiştir. Çeşitli milliyetlerden olup yurtdışında çalışmaya emperyalizm tarafından zorlanmış Türkiyeli işçilerin, çeşitli Avrupa ülkelerinde maruz kaldıkları ek baskı ve sömürü koşulları, onların devrimcileşmesi için bir faktör olarak değil, devrim yapma görevini reddeden, kendini ekonomik ve demokratik talepler uğruna mücadele temeline oturtan ekonomist reformist örgütlere mahküm etmenin sebebi olarak kullanmışlardır. Oportunistlerimiz devrimi gündemden kaldırmak amacı ile burda hem emperyalist ekonomizmle, hem de dar milliyetçilikle devrimci proleterleri engellemeye çalışmaktadırlar. Söyledikleri ve kendilerine dayanak yaptıkları, açıkca burjuva milliyetçiliği ve burjuva reformculuğudur:
“Sen proleter değilsin, Türkiyelisin, dolayısiyle Almanya'da devrim, Avrupa'da devrim, hele hele proleter dünya devrimi senin neyine, otur oturduğun yerde, yabancı düşmanlığını körükleme, efendim Avrupa'lı emperyalistlerden ekonomik demokratik hak dilenme temelinde örgütlen!”
Lenin, kitle örgütlerinin, hatta sendikaların bile mümkün olduğu kadar partiye yakınlaştırılmasını öğütlemiş ve gerçekleştirmişti; tasfiyecilerimiz ise (ekonomik demokratik talepler uğruna mücadele için değil) devrimci mücadeleye katılma, seferber olma, TKP/ML'nin kuruluş programında öğrendikleri devrimci proleter tavrı, Avrupa'da sınıf kardeşlerine ve kitlelere yaymak için kurup katıldıkları işçi örgütlerini, ellerinden geldiği ölçüde sosyal-demokrat emperyalist partilere, reformculuğa doğru itmeyi kendilerine görev biliyorlar. Şayet gerçekten de dernekler ilk başta reformist iktisadi/demokratik talep, tercümanlık, çocuk parası, ev sorunu, iş bulma sorunu, ücret artırma temelinde kurulmuş olsalardı, Parti ve devrim tasfiyecisi oportunistlerimiz durumdan pek memun, bunlara “olduğun gibi kal, pek güzelsin” diyeceklerdi. Ne var ki, oportunistlerimiz bu konuda talihsizdir; Federasyonlarımızda örgütlü militan işçilerin büyük bir kesimi, bu eski, beş para etmez ekonomist-liberal burjuva lapa kasesini oportunistlerimizin kafasına geçirmiştir.
Sorun, liberal-burjuva reformist bir siyasetin, revizyonizmden ilhamlı bir şair bozuntusunun “gökkuşağı gibi rengarenk” (oportunist-ha-oportunist okuyun) diye ifade ettiği tek bir çatı altında, Enver'ci revizyonistler, “Bolşevizm” kalpazanı utangaç Enverci sahte “Partizancılar”, Türkiye'nin Moskovacı narodnikleri, küçük burjuva sosyal demokrasi yolcusu reformistleri, cesaretini yitirmiş eski fokocuları ve sosyal emperyalizm uşaklığı için yarışanları ile hep birlikte mi, yoksa ayrı ayrı ekonomist/reformist tekkeler içinde mi uygulanacağı değildir!
Sorun, reformistler birleşseler mi iyi olur, ayrı ayrı kitle derneklerine mi sahip olsalar diye konacak olursa, Partimiz TKP/ML'nin cevabı: Her ikisi de birbirinden kötü olur, zira reformizm reformizmdir; yüzüne çaldığı badananın renginden proleter devrime hiç bir fayda yoktur. Ama gelin görün ki, son dönemde, Partinin oportunist tasfiyeci cephesinde ittifak kuran oportunist grup ve şahıscıklar, birbirlerine karşı, bu alternatiflerden hangisinin doğru olduğu konusunda “müthiş bir siyasi ideolojik” mücadele yürütmektedirler. Bakalım tasfiyeciliğin hangi türü, kimlerin hangi oportunist zevkine uygun düşecek. Oportunistlerin kendi aralarındaki bu tartışmalar, tasfiyeci cephe sakinlerinin siyasi ve ideolojik sefaletinin biraz daha devrimci proleterler önünde teşhir olmasına yarayacak, Yunusi emektar revizyonistlerin “sigaranın nereden yakılacağına ilişkin” teslimiyetçi sayıklamaları, Partide yeşeren zehirli ayrık otlarının daha tanınmasına hizmet edecektir.
İşçi Yoldaşlar,
Dünya çapındaki gelişmeler, Parti sempatizanı kitleler ve devrimci işçilerin gündemini neyin oluşturması gerektiğini her geçen gün daha büyük patlamalar ve artan bir şiddetle hecelemektedir: “Proleter dünya devrimini hazırlamak, hızlandırmak ve ifa etmek!” Gene bu aynı gelişmelerin kendisi, her geçen gün oportunist-revizyonist ideolojinin kölesi olan Parti tasfiyecisi kliğin sefaletini sergilemekte, onları düzene ve düzen sahibi sınıflara ve onların oyunlarına teslimiyete doğru sürüklemektedir.
Birinci Dünya Savaşından önce Lenin tarafından denilmiştir ki, “o kadar barut birikti ki, toplar kendi kendilerine ateşe başlayacaklar.” (Sosyalizm ve Savaş). Lenin'in bu tespiti, bugünkü uluslararası durum için çok daha büyük bir geçerlilik arzetmektedir. Emperyalist sermaye hanedanlıkları arasında dünyanın bir üçüncü kez yeniden paylaşılması için iki rakip savaş bloğunda örgütlenmiş durumda bulunan, birinin başını ABD diğerinin başını Sovyet sosyal emperyalistlerinin çektiği tüm emperyalist burjuvazi, dünyanın her köşesinde, patlak vermek üzere zorlayan savaşın eşiğinde birbirine siyasi ve askeri mevzi kaptırmamak için, savaşın patlama ihtimalini daha da yükselten didişme ve rizikolu kumar oynama zorundadırlar. Daha bir hafta önce, ABD emperyalistleri Orta Amerika'ya yığmış oldukları askerleri alarma geçirip Sovyet yanlısı Nikaragua hükümetine karşı binlerce yeni askeri Orta Amerika'ya gönderdiler. Sovyet Genel Kurmayı, Nikaragua ve Küba çevresinde ABD'nin düzenlediği hava, kara ve deniz tatbikatlarının artık işgal provası olup olmadığını tayin etme imkanlarının kalmadığına göre hareket ettiklerini belirtmektedir. Nükleer silahları sınırlama antlaşmalarının imzalandığı sıra, Havai adalarının iki yanını kıtalararası nükleer başlık taşıyan roketlerle yoklayın Sovyetler Birliği'nden başkası değildi. Emperyalistlerin, savaşın alev alma noktası olarak ilan ettikleri Körfez suları, İkinci Dünya Savaşından bu yana görülen en buyük savaş gemisi harekatı ve tahrip gücü ile çalkalanıyor. Avrupa'lı emperyalistler, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya vb. Körfez başta olmak üzere Avrupa kıtasında ve okyanuslarda “aktif savaş hizmeti” olarak NATO paylarını birbiri ardına ilan ettiler. Filipinler'deki durum, ABD ve Japonya'nın Asya doğusundaki deniz ve kara üslerini Sovyetler Birliği'ne karşı güçlendirmek için milyonlarca dolarlık yeni girişimlerini gündeme getirdi. İran-Irak savaşı, savaş için mevzi kapışma mantığı ile bir milyonun üstünde (ve Halepçe'de görüldüğü gibi) hunharca insan kıyımı ve her iki rejimin temellerini kemirme pahasına, rakip bloklar tarafından kendi çıkarları için körükleniyor.
Bu koşullar, NATO'lu emperyalistlerin Türkiye hakim sınıflarından bekledikleri kiralık asker temin etme, Sovyetler Birliği'ne karşı bölgede tampon olarak vazife görme hizmetlerinin icrası için zaman cetvelini hızlandırmaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Shultz'un son demeçleri ve Özal'ın derhal Irak seferine çıkması, faşist Türk ordusunun halkın sırtına vurulan onlarca milyon dolarlık modernizasyon girişimleri, NATO tesisleri için köylülerin topraklarının gaspedilmesi ve komprador holdinglerin ihale kapma dalaşları vb., emperyalist savaş tehlikesinin ne boyutlara vardığının göstergesidir.
Bu durum, Lenin'in dediği gibi bazılarını ve özellikle Parti tasfiyecisi oportunist kanadı siyasi ve ideolojik olarak ezmekte, mankafalılaştırmakta ve emperyalizme teslimiyet batağına doğru yuvarlamaktadır. Onların Devrimci Enternasyonalist Hareket ve Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi'ne, Partinin temel hattına ihanet evrimini hızlandırmakta, revizyonistlerin ve hakim sınıfların kampında yeni dost ve müttefik aramaya zorlamaktadır. Hakim sınıflar, emperyalistler arasında “baş düşman tahlili” sahtekarlığının nedeni budur. Silahlı ekonomizm, hızla emperyalistlerden bir kesiminin emrinde, hakim sınıfların bir kesimi ile birlikte sosyal şöven bir politikanın, emperyalist savaşın yedeğinde, kitleler arasında sosyal pasifizm ve teslimiyetçilik yaymanın bir aracı haline gelmektedir. Tasfiyecilerin yayınlarını gözden geçiren her devrim yanlısı, bunun kanıtlarını tiksinti ile tespit edebilir.
Ne gariptir ki, emperyalist dünya düzenini büyük kargaşa ve sarsıntılar içinde üçüncü dünya savaşına sürükleyen mevcut uluslararası iktisadi ve siyasi spiralin aynı zamanda dünya çapında, proleter dünya devrimi için devrimci dalgayı kabartıp hırçınlaştıran spiral olduğunu, tasfiyeci klik görmemezlikten gelmektedir. Düzenin dikişlerinin attığı yerlerden, kitlelerin militanlaşan bir azimle başkaldırdığı, devrim için zorladığı görülmektedir. Haiti, Güney Afrika, Filipinler ve dünya alemin dikkatini toplayan yeni nesil Filistinli devrim neferleri buna örnektir. Ama tasfiyecilerimiz, enternasyonal proletaryaya, onun kurtuluş bilimi Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi'ne ve bu militan müttefiklerine güveneceklerine, barış isteyen emperyalistlere (varmış gibi) ve hakim sınıfların ılımlı gözüken, dolayısıyla kendilerinin başdüşman telakki etmediği kesimlerine umut bağlamaktadırlar.
Devrimci işçiler böyle davranamaz, böyle davranılmasına izin vermez. Lenin'in dediği gibi, tasfiyeci ve teslimiyetçiler, “dar kafalı Sarı Çizmeli Mehmet Ağalar tastamam Kautsky'ci, Longuet'ci döneklerin, Turati ve hempalarının düşündükleri gibi düşünürler.” Ama, “devrimci proleter, enternasyonalist başka türlü düşünür... Eğer savaş, gerici, emperyalist bir savaşsa, yani gerici, sömürücü, baskıcı emperyalist dünya burjuvazisinin iki grubu tarafından yönetiliyorsa, tüm burjuvazi, hatta küçük bir ülkenin burjuvazisi bile soygunun suç ortağı durumuna gelir. Ve benim görevim, devrimci proletaryanın görevi de, dünya insan kırımı iğrençliklerine karşı tek kurtuluş yolu olan proleter dünya devrimini hazırlamaktır. Benim “kendi” ülkem açısından değil (çünkü emperyalist burjuvazinin elinde bir oyuncak olduğunu anlamayan bir alığın, milliyetçi bir küçük burjuva düşüncesi olur bu) ama proleter dünya devriminin hazırlanmasına, propagandasına, devrime yanaşma çalışmalarına katılımım açısından düşünmem gerekir.” (Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky). Federasyonlarımızda örgütlü devrimci işçilerin yönelimi ve pratiği bu olmalıdır.
1917 Ekim Devrimi ve 1949 Çin Devriminin her ikisi de, bu Marksist-Leninist-Maoist yönelimin doğruluğunu, proleter dünya devrimi platformunun tek doğru, tek realist ve pratik proleter alternatif olduğunu yeterince kanıtlamıştır.
Partimizin Marksist-Leninist-Maoist Merkezi'ni savaş çığırtkanlığı ile adice suçlayan, hatta “ellerinde atom bombası olsa, bir yere atıp savaşı başlatmaktan kaçınmazlar” diyecek kadar gaflet ve cehalet içinde zavallılaşan tasfiyeci yılgınlarımız, 1917 Ekim Devrimi için “sahne menejerinin” dünya savaşı olduğunu unutacak kadar sersemlemişlerdir. Emperyalistlerin, nükleer silahların kağıttan kaplan olduklarını, stratejik güçlünün devrimci kitleler, yenilmez silahın M-L-MZD bilimi olduğu gerçeğini bir kenara itip teslimiyetçi çizgileri ile küçük burjuvalar gibi düşmandan merhamet dilenerek sızlanmakta, barış cephesi, silahsızlanma, emperyalist savaşı barış hareketleri ile erteleme, “barıştan yana (?)” emperyalistlerle ittifak hayali içinde dört dönmektedirler. Lenin dönemindeki oportunistlerin, yeni-Kautsky'ci tasfiyeci kliğin ideolojik kardeşliği hiç de şaşırtıcı değildir:
“Eğer şimdi savaş, gerici Hıristiyan sosyalistlerle tir tir titreyen küçük burjuvazi arasında yalnızca korku ve dehşet yaratıyor, silahların her çeşit kullanılmasına, kan dökülmesine, ölüme vb. karşı yalnızca bir nefret uyandırıyorsa, kendilerine şunu söyleriz: Kapitalist toplum her zaman ucu bucağı olmayan bir dehşettir. Ve savaşların en gericisi olan bu savaş topluma korkunç bir son hazırlıyorsa, umutsuzluğa düşmemiz için hiç bir sebep yok. Herkesin görebildiği gibi, burjuvazinin kendi eliyle tek meşru ve devrimci savaş için, yani emperyalist burjuvaziye karşı bir iç savaş için yolları hazırladığı bir sırada, silahsızlanma “isteği” ya da daha doğrusu silahsızlanma hayali, aslında bir umutsuzluğun ifadesinden başka birşey değildir.” (Sosyalizm ve Savaş)
Şayet bugün hala “Partili” geçinmekle kendine yarar sağlayacağını hesaplayan Partinin tasfiyeci kanat mensupları, Kruşçev revizyonistlerinin Mao Zedung'a “savaş kışkırtıcılığı ve çığırtkanlığı” ile saldırdıkları çürük silahlardan çok daha hurda malzeme ile Partinin Marksist-Leninist-Maoist Merkezi'ne saldırıyorlarsa, aslında bu, kendi umutsuzluklarının ifadesinden başka birşey değildir. Şayet her an patlak verme tehlikesi ile emperyalist savaşın dünyayı ateşe verme tehditine rağmen, dünyada esas akımın hala devrim olduğu sahtekarlığını yapıyorlarsa, bu da somut dünya koşullarında devrimci proletaryanın şart koştuğu tahlil, hazırlık ve mücadele biçimlerinden kaçtıklarını gizleme çabalarının ifadesidir.
Lenin'in net bir şekilde uyardığı gibi “bütün sorun, sosyalistlere (yani devrimci komünistlere –TKP/ML) yakışan bir biçimde mi hareket edeceğiz, yoksa emperyalist burjuvazinin kucağında 'son nefesimizi' mi vereceğiz sorunudur” (Sosyalizm ve Savaş). Tam da bu dönemde, üçüncü emperyalist savaş/proleter dünya devrimi konjonktüründe, belki daha önce görülmemiş boyutlarda emperyalistlerin nefesini kesmenin, ciğerini sökmenin, proleter dünya devrimi için yeni ve daha ileri mevziler fethetmenin koşullarının bizzat emperyalistler tarafından yaratıldığı bu ortamda, Parti tasfiyecilerimiz emperyalistler arasından kimin eteği altında 'son nefeslerini' vereceklerini tasarlamaktadırlar.
Ve hiç utanmadan bunun propagandasını yapmak için kendilerinden önceki teslimiyetçi hainlerin hatırasını diriltmek, övüp göklere çıkarmak amacıyla sırtlarını dayadıkları Stolypin liberalizminin legal yayın imkanlarını kullanmaktadırlar.
On seneyi aşkın zamandır emperyalizmin denetiminde onların planına uygun bir tarzda, İsrail sömürgeci işgal karakol devleti ile uzlaşmak için uğraşan FKÖ ve Arafat önderliğini, Filistin halkının meşru temsilcisi ve önderi olarak öven Parti tasfiyecisi oportunistlerimizin kendisidir. Bu konuda DEH Komitesinin açıklamasına küstahca karşı çıkan ama ABD senatörleri Shultz ve İsrail'in ordu yöneticisi emektar salyası kanlı itlerden Yehoşafat Harkabi gibi siyonistlerle hemfikir olan Arafat ve FKÖ önderliğini meşru temsilci olarak görmeyi yeğleyen, gene oportunist tasfiyeci kanattır. ABD senatörleri, Birleşmiş Milletler kıdemlileri, İsrail'in aydınlanmış siyonist katillerinin Arafat ve FKÖ'yü meşru göstermelerinin nedeni, bu teslimiyetçiler güruhunun ABD ve İsrail çıkarlarına uygun bir teslimiyet programını, güdük bir mini devleti kabul etmeleridir. Oportunistlerimiz bunu yaparken kendi çizgilerini ortaya koymaktadırlar.
Gene Irak Kürdistan'ında Kürt ulusal mücadelesi ve devrimini ABD, CIA, İsrail-Mosad, Şah-Savak ittifakına peşkeş çeken, Kürt peşmergelerini Irak ordusuna kırdırtan, mücadeleyi sonunda satıp Şah'a, Kissinger'e, ABD emperyalistlerine kul köle olduğunu her fırsatta ispatlayan karşı-devrimci Barzani kliğine methiye üzerine methiye dizen, kendi peşmergeleri tarafından Barzani'ye sadakatinden ötürü kurşuna dizilen İssa Sawar gibi ihanetçileri “şanlı kumandan” olarak öven Yeni Demokrasi dergisi ideologları, ideolojik gıdalarını Parti kaçkını legalist tasfiyecilerden almaktadırlar. Yeni Demokrasi liberalleri, “başkasını anlatan aslında kendisini anlatıyordur” derken haklıdır, zira Yeni Demokrasi sayfalarında Barzani gericiliğinin Kürt ulusal devrimci hareketine ve devrime ihanetini anlatırken, överken, aslında kendi ihanetlerini anlatmak ve şirin göstermek amacını güdüyorlar, hızlanan teslimiyetçi kaygılarına tarihsel meşruluk kazandırmak arayışı içindedirler. Ne gariptir ki, bula bula, ABD Senatosu ve CIA raporlarında bile “satılık asker” olarak vasıflandırılan bir karşı-devrimci kliğin, Barzani tayfasının haricinde, yılmak bilmeyen muhteşem Kürdistan halkının devrimci kahramanları, kitleleri ve geleneğinden, övecek başka birşey bulamadılar.
Oportunistlerimizin karşı-devrim ile güçlenen mutabakat, uyum, ve dostluk emareleri sadece bunlarla sınırlı değildir. “Başdüşman tahlili yapma” sahtekarlığının elverişliliğinden yararlanarak, oportunistlerimizin, Sovyetler Birliği'nde dahi sosyal emperyalizmin “dinamik” şefi Gorbaçev'i, sözümona süper merkezci Brejnev kliğine karşı destekleyecek kadar alçalma kabiliyeti gösteriyorlar. Öyle ya, Gorbaçev'in bugün söylediklerini, Marksist-Leninist olarak kendilerinin eskiden beri söylediğini, ama o hain revizyonistlerin kendilerine boş yere saldırdığını söyleyebilen bir hamkafa, ham, hem de alabildiğine hamdır; açıktan açığa tüm sosyal emperyalizm, revizyonizm, sermaye, proletarya diktatörlüğü hakkındaki düşünce ve ideolojik yapılanmasının Gorbaçev'inkinden farksız olduğunu itiraf ettiğinin, Doğu Perinçekvari bir ideoloji sahibi olduğunu sergilediğinin farkında dahi değildir. Veya farkındaysa, bunu Marksizm'in en iğrenç bir şekilde bayağılaştırılmasına yardım ettiğini bile bile yapmakta, kendi rezilliğinin deşifre olmasına, sağladığı bu yarardan dolayı, katlanacak kadar da alçakgönüllülük göstermektedir. Hakim sınıflar böylesi mütevaziliklere bayılırlar doğrusu:
Faşist sansürün bıçağı onun için değmiyor Haydar Ali Dönmez gibi döneklerin satırlarına! Malum, Barzani'nin dostlarından biri de faşist T.C. ve MİT idi. Oportunistlerimiz Nazlı Ilıcak'ın kocasına sorarlarsa, resimlerle belgeleri Doğu Perinçek yoluyla kendilerine iletecektir.
Partimizin Marksist-Leninist-Maoist Merkezi ve devrimci komünist kanadına karşı mevzilenme için yaptıkları tasfiyeciler konferansı etrafında önce birleşen, sonra çatlayan ve sonra yeniden birleşmenin yararına doğru yol açan tasfiyecilerimizin resmi sözcüsü, “üç dünya teorisinin karşı-devrimci olmadığını” kabadayılıkla kitlelere açıktan açığa diretirken, şahsi insiyatifini değil, oportunizmin mantıki sonucuna doğru tasfiyecilerimizi zorlayan dünya koşullarının revizyonistçe bir değerlendirmesini, karşı-devrime teslimiyetin ileri aşamadaki politikalarını dile getiriyordu.
Komünist 14 (Revizyonist 14 okuyan siz onu)'ün 15 ile 23. sayfaları arasında, “1. yenilgi objektiftir” değerlendirmesi sahtekarlığı ile İbrahim Kaypakkaya'nın taktik (ve tabii stratejik) hattına karşı yapılan yeni ve azgın saldırının derecesi, İbrahim Kaypakkaya'nın şahsına üstü çok ince ve acami bir tül ile gizlenmiş açık lanet ve beddua okuma derecesine vardırılması, tasfiyecilerimizin gemi azıya almaya kararlı olduklarını kanıtlamaktadır. Söylenen açıkca şudur: “İbrahim Kaypakkaya'nın hem hattı hem durum değerlendirmesi yanlıştı. Ama bu yanlış hat tam uygulanmadan yenildi; İbrahim Kaypakkaya'nın katledilişi erken oldu; yanlış olan bu hat biraz daha uzun uygulanıp da yenilseydi, İbrahim Kaypakkaya'nın katledilişi böyle erken değil biraz daha sonra olsaydı, biz de onun hattını uygulamaya çalışma, kendisini de bulunmaz Hint kumaşı gibi el üstünde tutma külfetine katlanmaya bunca senedir zorlanmamış olurduk; İbrahim'in hayaleti bizleri bunca sene kovalamazdı. Çizgisinin sol oportunist hatasını daha sonra yenilerek (ve katledilerek) ortaya koymuş olsaydı, Parti bu
kadar çekmezdi.” 15-23. sayfalar arasında söylenenin özü, ideolojik muhtevası kesin ve tam tamına budur. Dönek tasfiyeciler, sonunda kendilerinin tuttuğu yolu aklamak için İbrahim Kaypakkaya'yı (daha sonra katledileceğine daha önce katledilmiş olmasına) açıktan açığa lanet ve beddua okumaktadırlar. Sadece hattına değil, katlediliş tarihini yanlış seçmiş oluşuna bile ateş püskürmektedirler. Kendilerini pek çok külfete boş yere katlanmış, İbrahim'in hattının hatalı olduğunu kanıtlamak için, onun yerine kendilerinin cefa çektiğini, ama artık ayıkmış, akıllanmış olduklarını, hatalı hattı bir kenara atma cesaretini göstermenin, İbrahim efsanesini yıkmanın gerekli olduğunu gayet anlaşılır bir dille ifade ediyorlar. Suçları yazılı belgelerinde sabittir.
İbrahim Kaypakkaya ve Partinin Marksist-Leninist-Maoist stratejik ve taktik hattı bu şekilde hayasızca topa tutulur, konferans kararları olarak yayınlanırsa, aynı döneklik ve ihanet çizgisi kendini aklamak, yaptığının da Halk Savaşı'na hizmet olduğunu göstermek üzere elbette kalkıp komprador feodal nitelikte siyaset ve ideoloji sahibi İdris, Mesut Barzani ve Celal Talabani gibilerinin mevcut düzende yer edinmek için Kürt yoksul köylüsü ve halkının devrimci enerjisini bozuk para, teslimiyet ve uzlaşma akçesi olarak kullanmalarını, “Mao Zedung'un Halk Savaşı stratejisinin... askeri alanda ete kemiğe büründüğü”nü iddia etme cesaretini göstereceklerdir.
İşçi Yoldaşlar,
“İşçi sınıfı, bu dönekliğe, bu sorumsuzluğa, oportunizme böylesine kul köle olmaya ve Marksist teorinin bu eşi görülmemiş bayağılaştırılmasına karşı acımadan savaşım vermeksizin, dünya ölçüsündeki devrimci rolünü oynayamaz” (Sosyalizm ve Savaş). Lenin'in bize verdiği öğüt budur.
Parti yanlısı devrimci işçilerin, devrimci proleterlerin, Parti önderliğindeki örgütlenmelerde, özellikle temel kitle örgütümüz olan Ordu örgütlenmesi içinde ve bunlara tabi olarak yurtdışındaki işçi örgütlerimizde, proleter dünya devrimini hazırlamak ve hızlandırmak üzere Halk Savaşı stratejisine uygun devrimci çalışma yürütebilmeleri için, Parti tasfiyecisi oportunist kliğin siyasi ideolojik niteliğini tespit etmeleri, Parti çevresinde saçtığı zehirlere karşı mücadele etmeleri gerekir. Bu temel sorunlarda berrak bir kafaya sahip olmadan devrime hizmet mümkün değildir. Lenin ısrarla belirtiyor: “Maskeli oportunistler, Kautsky'ciler, işçi sınıfı hareketi için daha zararlı, daha tehlikelidir; çünkü bunlar hükümetle ittifak yanlısı olduklarını, akla yakın, sözde 'Marksist' sözlerle ve pozitivist sloganlarla gizlerler” (age). Ve başka bir vesile ile “oportunistlerin işçi partilerine biçimsel olarak katılmaları, gerçeklikte onların --nesnel olarak-- burjuvazinin siyasal bir müfrezesi olmaktan, kendi etkisini gösterdiği kanal olmaktan hiç bir zaman alıkoymaz” (Dönek Kautsky) diyerek, oportunizmin devrime verdiği zararı özellikle vurgular.
İşçi federasyonlarımıza yön vermesi gerekli ve zorunlu olan Partimizin saflarında baş
gösteren revizyonist yolun yolcularına, Parti tasfiyeci kliğine ve Parti örgütlerine verdiği
zarara karşı, Parti ve M-L-MZD devrimci işçilerin aktif mücadelesini talep etmektedir.
Marksist-Leninist-Maoist Parti Merkezinin önderliğinde yürütülen Topyekün Parti Rektifikasyonu seferberliğine devrimci işçiler örgütlü ve aktif olarak katılmalıdır. Partimizin Merkezi Yayın Organı olarak Marksist-Leninist-Maoist Parti Merkezi tarafından çıkarılan İktidara sayfalarında derinlemesine ele alınan siyasi ve ideolojik sorunlar temelinde, devrimci proletaryanın bizzat kendileri, işçi örgütlerinin M-L-MZD ışığında ve devrimci pratik içinde pekiştirilip ilerletilmesini kendi görevleri olarak bilmelidirler.
İşçi Federasyonu Genel Kurulu, devrimci işçilerin proletarya önderliğindeki devrimin bu ciddi sorunlarını, Lenin'in tabiriyle, devrimci proleterlere yaraşır bir ciddiyet ve sorumlulukla ele almaları, tartışmaları, devrimci sınıfın yeni güçlerini, kadın, erkek, genç, ihtiyar devrimci örgütlenme içine çekmeleri acil ve zorunlu bir görevdir. Emperyalizmin siyasi ve iktisadi krizi içinde dünya tarihinin girdap noktasına çekilen, siyasete uyanan, bu canı tenden ayıran emperyalist düzenden devrimci kurtuluş yolu arayan kitlelerin sayısı hızla artmaktadır. Önümüzdeki dönem, Türkiye'de Yeni Demokratik Devrimi çok daha derin sarsıntı, isyan ve şiddetle toplumun her hücresine sokacaktır.
İşçi örgütlerimizin, bu devrimci mücadelede, devrimci kitlelerin devrim için Parti ve
Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi'nin bir ön okulu olarak fonksiyonlarını oynamaları, devrimci işçilerimizin bilinçli ve militan mücadelelerine bağlıdır.
İşçi Yoldaşlar,
Sizlere çok şey verildi: Paris Komünü'nden 1917 Ekim Devrimine, 1949 Çin Devrimi'ne, Büyük Proleter Kültür Devrimi'ne uzanan muazzam bir devrimci pratik; Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung'a uzanan muhteşem devrimci bilim ve ideoloji hazinesi MarksizmLeninizm-Mao Zedung Düşüncesi. Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin yetiştirdiği İbrahim Kaypakkaya gibi örnek devrimci komünist haleflerin kızıl güzergahı ve Devrimci Enternasyonalist Hareket. Dolayısıyle sizlerden çok şeyler de bekleniyor: proleter dünya devrimi!
YAŞASIN PARTİMİZ TKP/ML!
YAŞASIN HALK SAVAŞI!
EMPERYALİST DÜNYA SAVAŞI DEĞİL, PROLETER DÜNYA DEVRİMİ!
DEVRİMCİ ENTERNASYONALİST HAREKET'İN SAFLARINI GÜÇLENDİR!
YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZM-MAO ZEDUNG DÜŞÜNCESİ!
M-L-MZD BİLİMİ IŞIĞINDA, DEH VE DEKLARASYON İLE BİRLİKTE,
İBRAHİM KAYPAKKAYA'NIN KIZIL GÜZERGAHINDA İLERİ!
TKP/ML
Marksist-Leninist-Maoist Parti Merkezi
20 Mart 1989