Dünya Devriminin
Kabaran Yeni Dalgası

Bütün ülkelerin sınıf bilinçli proleterleri ve devrimci kitleleri 1 Mayıs'ı bu yıl istisnai şartlarda kutluyorlar. Dünyanın her köşesinde halklar, Irak'ı hunharca iğfal eden ABD emperyalistlerine ateş püskürüyorlar ve onlarla hesaplaşmak için can atıyorlar. Savaşın ilk günlerindeki direniş, Irak'taki kitlelerin mücadele etmeye kararlı olduğunu göstermişti. On milyonları ayağa kaldıran bir halk hareketi, dünya sahnesini zaptetti. Ancak Saddam rejiminin aniden çöküşü bir kez daha gösterdi ki, karşı-devrimci sınıfların önderliğinde emperyalizme karşı etkili bir mücadele vermek mümkün değildir. Emperyalistleri ve tüm ülkelerin gerici yöneticilerini tam ve berrak bir şekilde hedef alan devrimci mücadele içinde halkları birleştirme ve onlara önderlik etme görevi, bu yüce görev, proletarya ve sadece proletaryanın görevidir.

Çıkarları, emperyalist düzenin kökten ve bütünüyle yokedilmesi, bütün ulusların tam kurtuluşu, ve sınıfsız sömürüsüz bir toplumun – komünizmin – yaratılmasında yatan tek sınıf, ancak ve sadece enternasyonal proletaryadır. Bu misyonun ve bu görüşün tehlikeli ve imkansız bir rüya olduğunu ilan edebilmek için, düşmanın sözcüleri senelerdir gece gündüz, fazla mesai yaparak didinip durdular. Ne var ki bu rüya, enternasyonal proletaryanın kendi mevcut oluşunun, kendi kollektif emeğini tasarrufunun, bu emeğin istismar ve sömürüsünün tarihsel çerçevesinin ve ortak mücadelesinin gerçek maddi koşulları temelinde hasıl olmuş bir rüyadır. Dağ silsileleri kadar tahrifat ve yalana rağmen bu rüya, kendi hakikatını mükerreren ve yeni baştan teyit etmek için sürekli savaşması gereken ve savaşan bir emel'dir ve hem coşku ve ilham kaynağı olmaya hem de istikâmet ve amacı belirlemeye devam etmektedir. Hakikaten de tehlikeli olan hülya ise, kapitalist düzeni yeryüzünden kökten temizlemeden insanlığın sorunlarının çözülebileceğini zannetme gafletine düşen o garip fikridir. Öz itici gücü insanın insanı sömürmesi olan, her tür zulmü ve eşitsizliği üreten, saldırı ve yağma için haksız savaşlarında milyonlarca insanın canına kıyan bir toplumsal düzen – işte böyle bir düzenin ıslah edilmesi asla mümkün değildir. İnsanlığa musallat bu yağmacı, kanemici dünya düzeninin müstefit sahipleri ve muhafızları, hiçbir zaman aklın sesine kulak asmayacaklar, halkın taleplerini dinlemeyeceklerdir, bu irade ne kadar geniş ve güçlü bir şekilde ifade edilirse edilsin. Emperyalistlerin ağzında, 'uluslararası hukuk', 'demokrasi', 'idare edilenlerin rızası', 'özgürlük' gibi kelimeler, ister Tony Blair tarafından belâgatla vaız edilsin, ister George Bush'un hırlamalarında ifade bulsun, veya Fransızca'ya ya da Almanca'ya tercüme edilsin, çıplak gerçekleri gizlemeye yarayan bir dekordan başka birşey değildir.

Emperyalistler ve gericiler küçük bir azınlıktan ibarettir, ve yerküre üzerindeki hakimiyetlerini, sadece orduları, polisleri, istihbarat teşkilatları, ve tekellerinde tutmaya kararlı oldukları şu kitlesel imha silahlarından oluşan devasa askeri teçhizatları ile muhafaza edebilirler. Irak savaşı, Mao Zedung'un 'siyasi iktidar namlunun ucundadır' sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha ispat etmiş bulunuyor.

Emperyalistler ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, nihayetinde zayıftırlar. Niçin? Çünkü onların sömürüsü, zulmü, adaletsizliği, ve saldırganlığı, kendi ülkelerinin halkları dahil tüm dünya halklarının onlardan nefret etmesine sebep olmaktadır. Komünizm bilimi ve ideolojisi Marksizm-Leninizm-Maoizm, sadece dünyayı doğru tahlil ettiği için değil, aynı zamanda insanlığın büyük çoğunluğunun çıkarlarına da tekabül ettiği için güçlüdür. Komünist anlayış, proletarya ve ezilenler tarafından kavrandığı zaman maddi bir güç haline gelir ve böylece dünyayı dönüştürmeye muktedirdir.

Milyonlarca mazlumun silah elde ayağa kalkıp halkın büyük çoğunluğu için siyasi iktidarı zaptettiği Himalaya'lara gözleri dikme çağrımızı tekrarlıyoruz. Nepal, Halk Savaşı sayesinde adım adım, çok geri bir ülke olmaktan, tüm ülkelerin proletaryası ve mazlumları için geleceğin şavkı ile parıldıyan bir örneğe dönüştürülüyor. Peru'da, Türkiye'de, Hindistan'da, Filipinler'de, ve diğer yerlerde, Maoist devrimciler Halk Savaşı bayrağını yükseklerde tutmada sebat ediyorlar.

ABD emperyalistlerinin Irak'ı istilasıyla, Ortadoğu'nun bütün siyasi ve toplumsal dokusu sarsılmış bulunuyor. Bölgenin, önümüzdeki aylar ve yıllarda, daha da şiddetli bir sınıf savaşına sahne olacağı kesindir. Bugün eksik olan, bölgenin büyük bir bölümünde gerçek bir komünist hareketin kudretli mevcudiyet göstermeyişidir.

Güney Asya, proleter dünya devriminin önemli fırtına merkezlerinden biridir. Hindistan, Pakistan, Sri Lanka, ve Bengladeş'teki yüz milyonlarca halk, emperyalist düzen ve yarı-feodal sömürü altında ızdırap çekiyor. Kitlelerin devrimci enerjisinin olumlu bir ifade yolu bulamadığı dünyanın diğer yerlerininin aksine, buralarda gerçek Maoist partilerin mevcudiyeti Güney Asya'da devrimci alternatife çığır açıyor.

Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya ve Okyanusya'da da sınıf mücadelesinde büyük ilerlemeler kaydetme ihtimalleri giderek daha netleşme gösteriyor. ABD'nin Irak'a saldırısına karşı oluşan güçlü hareket, emperyalistlerin kendi ülkelerinde dahi, tekelci kapitalizmin dünya üzerindeki hakimiyeti konusunda alttan alta zorlayan nasıl derin bir hoşnutsuzluğun mevcut olduğunun belirtilerini ele veriyor.

Afrika'da hastalık ve açlık halka göz açtırmıyor. Emperyalist efendileri hesabına başa dikilmiş aşağılık zorbaların rejimleri zayıf durumda, diğer yandan da çarpışmalar hatta savaşlar ülke be ülke patlak vermeye devam ediyor. Yağmalama ve ganimet hakkı için yürütülen bu savaşların bugün acı ve ızdırabını çeken halk'tır, fakat bu şartlar, gerçek kurtuluş için tamamen farklı nitelikte bir savaş yürütme ihtimalinin de olgunlaşmakta olduğuna işaret ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Latin Amerika'yı uzun zamandır kendi 'arka bahçesi' telâkki ede gelmiştir, bu ülkeler üzerindeki yeni-sömürgeci tahakkümünün ve ayrıca buralardaki iktisadi yaşamın Yanki efendilere tabi kılınmasının sonuçları da açıkça görülebilir. Bir zamanlar müreffeh bir ülke olan Arjantin'de artık, Uluslararası Para Fonu'nun diktası altında, açlık başgöstermiş bulunuyor, ve daha da derin kriz ve iktisadi kargaşa tehlikesi tüm bölgeyi tehdit ediyor.

İşte bu yüzden dünyada çepeçevre yeni bir devrim dalgası şekillenerek zuhur etmektedir. Halklar bir başka alem istiyor ve bu uğurda mücadele etme yolunda giderek daha fazla kararlılık gösteriyorlar.

Bu, MLM öncü partilerin oluşturulmasını daha da acil ve canalıcı kılıyor. Mevcut olmadıkları yerlerde bu partilerin oluşturulması gereklidir. Mevcut oldukları yerlerde ise, devrimci görevlerini yerine getirmeleri doğrultusunda güçlendirilmelidirler. Ve bu partiler, Devrimci Enternasyonalist Hareket'in önemli bir ilk adımını oluşturduğu yeni bir Komünist Enternasyonal içinde birleşmelidirler.

Geçtiğimiz birkaç ayın muharebeleri, önümüzdeki dönemde yaşanacakların sadece bir habercisidir. ABD emperyalistleri, dünyayı şiddet yoluyla yeniden şekillendirmek için giriştikleri bu çılgın kumara devam etme ve vampir dişlerini halkların boynuna daha da derinden saplama zorunluluğu ile hareket etmeğe mahkûm durumdadır. Ancak bütün ülkelerin halkları böyle bir geleceği daha önce de kabul etmediler ve bundan sonra da etmeyeceklerdir, yeni direniş fırtınaları kaçınılmazdır. Emperyalist düşman ne kadar güçlü olursa olsun, yüz milyonlarımızla bizim gücümüzün potansiyeli çok daha fazladır. Sınıf düşmanımızın küstahlığı, onun, tıpkı artık ortadan kalkmış köle imparatorlukları ve feodal düzenler gibi kendisinin de miladı çoktan dolmuş, müzelik antik bir düzeni savunmak için naçar ve nafile çabaladığını gizleyemez. Mücadeleyi yükseltelim, ufukta beliren daha da büyük muharebelere hazırlanalım!

ABD Emperyalistlerinin Dünya`ya Açtıkları Savaşa Karşı Koy, Diren, ve Onları Mağlup Et !

Dikilsin Gözler Himalayalar'a – Bakın Yeni Bir Dünya Doğmakta!

Devrimci Enternasyonalist Hareket'te Birleşen
Maoist Öncü Partileri İnşa Et ve Güçlendir !

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi ! !


Devrimci Enternasyonalist Hareket'in Komitesi