Devrimci Komünistler (F.A.C.)'in Açıklaması Büyük güçlerin ırkcı savaş kışkırtmacılığına karşı! Fetih seferini durdurun! Polis devletine hayır!11 Eylül 2001'de, dünya ticaret merkezine ve Pentagona yapılan saldırılar tozu dumana kattı; olup bitenlerin gerçek anlamını, buradaki ve ABD'deki hükümdarların planlarını anlayıp, engelleyebilmek için, gözümüzdeki bu tozu silmemiz şart. Bu olaylardan sonra “hiç birşey eskisi gibi olmayacak” dediler. Fakat bu doğrumu? Hayır. Temelde hiç bir değişiklik olmadı. Halen içinde yaşadığımız dünya, küçük bir azınlığın çıkarını sağlamak için insanlığın büyük çoğunluğunun sömürüsü ve baskısı üzerine inşa edilmiş bir dünyadır. Bu gerçeğin sonucu ise HER GÜN, açlık, savaş, işkence, tedavisi mümkün olan hastalıklar bile dahil, temiz içme suyunun kıtlığından vs. binlerce suçsuz insanın ölümüdür. Bu gerçekler gözler önünde bulundurulmadan, dünyanın hükümdarlarının şu an planladıkları savaşın kime hizmet edeceği anlaşılamaz. Güçlüler, ABD'ye yapılan saldırılarda binlerce suçsuzun ölümünden dehşete kapılan ve yas tutan insanların samimi duygularını, yoğun bir propaganda dalgasıyla, kendi planları ve çıkarları için suistimal etme çabası içerisindedirler. Şövenist bir yurtseverlik ve kışkırtmacılık ile insanları, kitle katliamcı bir savaşa hazırlayıp, böylesi bir cinayete karşı gösterilebilinecek her direnişi siyasi olarak tecrit edip kriminalize etme uğraşı veriyorlar. Unutmalıymışız “özgür ve uygar dünya” adına yapılan canilikleri. Sömürgelerin fetih edilmesini, 1. ve 2. dünya savaşını, Hiroşima ve Vietnam'ı, Körfez savaşını ve Yugoslavya'daki savaşı. Dünyanın bir çok ülkesinde baskıcı rejimler sözümona “uygar ve sivil” ülkeler tarafından iktidara getirilip desteklenmekte (buna Taliban rejimide dahildir!). Onlar, dünya ticaret merkezindeki gibi faciaların sebebinin kendi sistemleri oldukları gerçeğini inkar ediyorlar. Hiç tereddüt etmeden ABD'deki hükümdarlar savaş makinalarını harekete geçirdiler. Ve şimdi “Amerikadan yana olmayan bize karşıdır” diyorlar. ABD, batılı ülkelerdeki Nato-müttefiklerine ise de, pastadan pay almak isteyen herkesin kendilerine boyun eğmek zorunda olduğunu açıkca ifade etti. Yemek isteyen kasaplıkda yapmalı. “Terörizme” karşı savaş adı altında ABD yeni bir fetih seferi planlayıp Orta ve Güney Asya, Körfez ve Orta Doğu'da silah gücüyle stratejik çıkarlarına hizmet eden “bir düzen” inşa etmeyi planlamaktadır. Basmakla tehdit ettikleri 50-60 arasında ülkenin ismi listelerinde geçmekte. Amerikan milli marşının nağmesine “Allah Amerika'yı korusunu” (“god bless America”) eşlik ederekten, anayasal haklar ortadan kaldırılıp, savaş planlarına karşı gelen herkesi “vatan haini” ilan edip, kriminalize etmektedirler. Ve Almanya'daki hükümdarlar, “4. Reich'larını” genişletmek için bu fırsattan yararlanmaya can atıyorlar. Avrupa'daki öncü güç rollerini daha da sağlamlaştırıp genişletmeyi istiyorlar. Alman askerinin, dünyanın her tarafında harekata hazır olması olağan olacakmış. Bir biri ardına politikacılar kalkıp “Amerika ile sınırsız dayanışmadan” bahsetmekteler, bu sözler, Alman-emperyalistlerin kendi çıkarları için artık burunlarını her tarafa sokacaklarının en açık ifadesidir. Şimdi gereken, ABD-emperyalistleriyle değil emperyalistlerin cani sömürü-sistemlerine ve hazırladıkları yeni ve büyük cinayete karşı olan tüm dünyadaki insanların, birliğidir. Üstü örtülü bir şekilde ve yalanlarla Almanya'daki kitleleri bu büyük sefere katılmaya hazırlamaktalar. Başkan Bush'un son konuşmasından sonra sakin olmamız gerektiğini söylemekteler, ABD'nin acil kararlar verebileceğinden endişe duymamızın gereksiz olduğunu, çünkü alacele Afganistan'ın dağlarına “bir kaç” bomba atmayıp son 10 gün içinde “ihtiyatlı” bir şekilde 5-10 yıl arası sürebilecek ve bazı devletleri tamamen “söndürecek” bir savaşa hazırlanıyorlarmış. Aynı zamanda, buradaki nüfusun haklarını kapsamlı bir şekilde gasp edebilmek için, bu durumdan yararlanmaktalar. Olağanüstü bir kampanyayla “iç güvenlik” bahane edilerek “düşünce özgürlüğü” gibi hakları kısıtlayıp geniş çapta soruşturma metodlarını kendi nüfüslarına karşı kullanmaktalar. Bunlara karşı ifade edilen tüm kaygılar ise “terörizme karşı mücadele” tezi ile bastırılmakta. İltica ve göçmenlerin hakkını daha fazla kısıtlayabilmek için arab kökenli islam dinine ait insanlara karşı ırkcı bir kampanya başlattılar. Hemen hemen bir bütün olarak “kişisel bilgilerin gizliliği” kaldırılmakta. “Normal” şartlarda nufüsün çoğunluğu için “kabul edilemez anti demokratik” önlemler “terörizme karşı korunma” adı altında yürürlüğe konulmakta. Ancak bu önlemler nüfusun değil, hükümdarları ve çıkarlarını korunmak içindir. Almanya'daki güçlüler, planlarının, nüfusun büyük bir bölümünün hoşnutsuzluğunun giderek artacağının ve sistemlerine karşı direnç ve mücadeleninde yoğunlaşacağının bilincindedirler. ABD tarafından başı çekilen ve sahtekarca bir şekilde “sınırsız eşitlik” olarak adlandırılan fetih seferi hem ezilen ülkelerde hemde sanayi ülkelerindeki milyonlarca insana daha fazla acı ve sefalet getirecek. Hiç bir zaman sömürücülerin sürdürdüğü savaş bu dünyanın geniş yığınlarının çıkarlarını temsil etmedi, bu bu kezde farklı olmayacak. Bizlere ne anlatırlarsa anlatsınlar, farklı metodlarla sindirmeye ve tehdit etmeye çalışsalarda, var gücümüzü, bu dünyanın insanlarına karşı yürütülecek olan bu caniliği engellemek için mücadeleye seferber etmeliyiz ve bu mücadeleyi ise de gerçekten sınırsız bir eşitliğin olduğu bir dünyaya hizmet ettirmeliyiz! Devrimci Komünistler (Federal Almanya Cumhuriyeti, F.A.C.), 20.9.01 Daha geniş bilgi, eleştireler ve açıklamalar için aşağıdaki adrese yazabilirsiniz: C. Erlinghagen (ViSdP), c/o Vogel, Wranglerstr.52, 10997 Berlin |